Özgür Erdursun Emekli İkramiyesinin Yetersizliğini Rakamlarla Ortaya Koydu
30 yıl kamu hizmeti veren bir memurun emekli ikramiyesi, İstanbul'da ortalama bir evin yüzde 20'sine bile yetmiyor. Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, rakamlarla ortaya koydu: Uzun yıllar çalışmanın karşılığı olan toplu ödemeler artık gerçek bir gelecek güvencesi sunmuyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, 30 yıl kamu hizmeti veren bir memurun emekli ikramiyesiyle İstanbul'da ancak bir evin yüzde 20'sini alabileceğini ortaya koydu. Erdursun, Dünya Gazetesi'ndeki yazısında emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının artık gerçek bir gelecek güvencesi olmaktan çıktığını rakamlarla gözler önüne serdi.
Özgür Erdursun: "Tablo oldukça çarpıcı"
Erdursun, "2026 yılı itibarıyla kamu çalışanlarının aldığı emekli ikramiyeleri ile büyükşehirlerdeki yaşam giderleri karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcı" dedi. 30 yıl devlete hizmet eden memurların aldığı ikramiyenin büyükşehirlerde ev almaya yetmediğini, hatta bazı özel okullarda torunun yalnızca bir yıllık eğitim masrafını karşılamakta bile zorlandığını vurguladı.
Rakamlar ilk bakışta yüksek görünse de Erdursun asıl tablonun konut fiyatlarıyla kıyaslandığında netleştiğini belirtti. "İstanbul'da ortalama bir konutun değeri 7 milyon TL'ye yaklaşmış durumda. Ankara'da ortalama konut fiyatları 4,5 milyon TL'ye, İzmir'de 6 milyon TL'ye, Bursa'da ise 4,4 milyon TL'ye dayanmış bulunuyor" diye açıkladı.
Emekli ikramiyesiyle evin yalnızca üçte biri alınabiliyor
Erdursun, 30 yıl çalışan bir öğretmenin, hemşirenin ya da memurun aldığı emekli ikramiyesinin büyükşehirlerdeki konut fiyatlarının çok gerisinde kaldığını şu sözlerle özetledi: "İstanbul'da ortalama bir evin ancak yüzde 20'sine, Ankara'da yaklaşık yüzde 30'una, İzmir'de yaklaşık yüzde 25'ine, Bursa'da ise yaklaşık yüzde 33'üne karşılık geliyor." Yani devlet memuru 30 yıl boyunca çalışıyor, kamu hizmeti üretiyor, vergi ödüyor; ancak emeklilikte aldığı toplu ödeme artık bir konut sahibi olmaya yetmiyor.
Özel okul ücretleri söz konusu olduğunda tablo daha da sert bir hal alıyor. Bazı özel okullarda yıllık eğitim ücretlerinin 1 milyon TL seviyesine yaklaştığını belirten Erdursun, "Bir memurun 30 yıllık emeğinin karşılığı olan emekli ikramiyesi, torununun yalnızca bir yıllık eğitim gideri karşısında bile yetersiz kalabiliyor" dedi.
Kıdem tazminatı tavanı özel sektör çalışanını da vuruyor
Sorunun yalnızca kamu çalışanlarını değil özel sektörü de kapsadığını aktaran Erdursun, asgari ücretin üzerinde kazananlarda "kıdem tazminatı tavanı" engeliyle karşılaşıldığını söyledi. Brüt aylığı 64.948,77 TL'nin üzerinde olanların tazminatlarının yalnızca bu tavan üzerinden hesaplandığını hatırlattı.
Erdursun somut bir örnekle konuyu açıkladı: Asgari ücretle 25 yıl aynı işyerinde çalışan biri yaklaşık 825 bin TL kıdem tazminatı alırken, maaşı yaklaşık 297 bin TL brüt olan biri aynı süre çalışsa dahi tavana takıldığı için yaklaşık 1 milyon 623 bin TL alabiliyor. "Maaşı 9 kat yüksek olan bir çalışanın aldığı kıdem tazminatı yalnızca yaklaşık iki kat artabiliyor. Çünkü sistem gerçek maaşı değil, devletin belirlediği tavanı esas alıyor" diye vurguladı.
Enflasyon toplu ödemeleri reel anlamda eritiyor
Bir dönem emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının ev almak, çocuk okutmak ve emekliliği güvence altına almak için önemli birikimler olduğunu hatırlatan Erdursun, bugün tablonun köklü biçimde değiştiğini söyledi. "Yüksek enflasyon, konut fiyatlarındaki sert yükseliş, eğitim giderleri ve gelirlerin aynı hızda artmaması nedeniyle bu ödemeler reel anlamda hızla eriyor" dedi.
Erdursun değerlendirmesini şu sözlerle kapattı: "Sonuçta ister kamu çalışanı olsun ister özel sektör çalışanı… Türkiye'de uzun yıllar çalışmanın sonunda alınan toplu ödemeler artık insanların gelecek güvencesi olmaktan giderek uzaklaşıyor."