Konut Sektörü Faiz İndirim Beklentisini Yarı Yarıya Düşürdü
KONUTDER'in NielsenIQ Türkiye ile hazırladığı 2026 yılı ilk anketine göre faiz indirimi beklentisi yüzde 100'den yüzde 54,2'ye inerken konut fiyatlarının artacağını düşünenlerin oranı yüzde 83,3'e çıktı. Sektör temsilcileri yabancıya satışlarda ise jeopolitik gelişmelere bağlı sınırlı bir toparlanma öngörüyor.
KONUTDER'in NielsenIQ Türkiye ile hazırladığı 2026 yılı ilk anketi, sektörde faiz indirimi beklentisinin belirgin biçimde zayıfladığını ortaya koydu.
Faiz Beklentisi Düştü, Kredili Satış Öngörüleri Geriledi
KONUTDER anketine göre bir önceki dönemde faizlerin yüzde 100 oranında düşeceği öngörülürken bu dönemde faiz indirimi beklentisi yüzde 54,2'ye geriledi. Bu değişim kredili konut satışlarına ilişkin beklentileri de doğrudan etkiledi. Kredili satışların artacağını düşünenlerin oranı yüzde 76'dan yüzde 50'ye indi; satışların aynı kalacağını öngörenlerin payı ise yüzde 37,5'e yükseldi. Azalma bekleyenler yüzde 12,5 düzeyinde kaldı.
Birinci el konut satışlarında da benzer bir tablo dikkat çekti. Gelecek altı ayda satışların artacağını düşünenlerin oranı yüzde 68'den yüzde 41,7'ye gerilerken üyelerin yüzde 50'si satışların mevcut seviyesini koruyacağını öngördü.
Konut Fiyatları Yükselmeye Devam Edecek
Ankete katılanların yüzde 83,3'ü konut fiyatlarının artacağını düşünüyor; bu oran bir önceki dönemdeki yüzde 72'nin belirgin biçimde üzerinde. Maliyetler bu beklentinin temel sürücüsü olmayı sürdürüyor. Toplam konut maliyetlerinin artacağını öngörenlerin oranı da yüzde 83,3'e ulaştı. Malzeme fiyatlarındaki artış beklentisi yüzde 83,3, işçilik maliyetlerindeki artış beklentisi ise yüzde 70,8 olarak ölçüldü.
Üretim Kararlılığı Korunuyor, Kira Artış Hızı Yavaşlıyor
Konut üretiminin artacağını düşünenlerin oranı yüzde 28'den yüzde 37,5'e çıkarken üyelerin yüzde 54,2'si üretimin aynı seviyede kalacağını bekledi. Kentsel dönüşüm kapsamında üretim artışını öngörenlerin payı yüzde 58,3 olarak gerçekleşti ve bir önceki döneme kıyasla sınırlı bir gerileme kaydedildi. Üyelerin yüzde 70,8'i önümüzdeki altı ay içinde yeni proje geliştirmeye ya da satışa başlamayı planladığını aktardı.
Kira tarafında ise görece olumlu bir sinyal öne çıktı. Kira fiyatlarının artacağını düşünenlerin oranı yüzde 80'den yüzde 62,5'e inerken aynı kalacağını öngörenlerin payı yüzde 37,5'e yükseldi. Sektör temsilcileri bu tabloyu kira artış hızında yavaşlamanın işareti olarak değerlendirdi.
Yabancıya Satışta Toparlanma Beklentisi Canlandı
Son yılların en düşük seviyelerine gerileyen yabancıya konut satışlarında jeopolitik gelişmeler yeni bir ivme yaratabilir. Üyelerin yüzde 33,3'ü yabancıya satışların artacağını öngörürken 2025'in ikinci yarısına ait ankette bu oran yalnızca yüzde 4'te kalmıştı. KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, özellikle Körfez bölgesindeki jeopolitik risklerin yatırım yönünü etkileyebileceğine dikkat çekti.
Yılmaz, "Faiz indirim beklentisinin zayıflaması kredili satışlara yönelik öngörülere de doğrudan yansımış durumda." dedi. Sektörün üretim tarafındaki kararlılığını değerlendiren Yılmaz şunları söyledi: "Üretim artışı beklentisinin yükselmesi ve üyelerimizin önemli bir kısmının yeni projelere devam etme kararlılığı, konut sektörünün yaşanan bu süreci dönemsel bir dalgalanma olarak değerlendirdiğini gösteriyor."
KONUTDER Başkanı Yılmaz: "Türkiye Güvenli Liman Olarak Değerlendiriliyor"
Yılmaz, Körfez'den Türkiye'ye yönelebilecek yatırım iştahını da değerlendirdi: "Dubai gibi pazarlara yönelen yatırım iştahının bir miktar yeniden Türkiye'ye kayabileceğine yönelik beklentiler, yabancıya konut satışlarında sınırlı da olsa bir toparlanma sinyali oluşturuyor. Türkiye, güçlü iç pazarı, stratejik konumu ve sunduğu erişilebilir yatırım ortamı ile yatırımcıya uzun vadeli güven sunan bir ülke."
Maliyet baskısının sürdüğünü de vurgulayan Yılmaz, "Bu nedenle üretimin sürdürülebilirliği ve konuta erişimin güçlendirilmesi adına arsa maliyetlerini dengeleyici ve finansmana erişimi kolaylaştırıcı adımlar kritik önem taşıyor." değerlendirmesini yaptı. Konut sektörünün ekonomik büyüme ve sosyal refah açısından stratejik rolünü koruduğunu belirten Yılmaz, bütüncül politikalarla daha dengeli ve sürdürülebilir bir piyasa yapısına ulaşılabileceğine inandıklarını vurguladı.