Suriye’de Kürt Vatandaşların Haklarını Tanıyan Kararnameye Ömer Çelik’ten Destek Mesajı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Kürt vatandaşların anayasal haklarını güvence altına alan kararnameyi, Baas rejiminin inkar politikalarını sona erdiren tarihi bir adım olarak nitelendirdi.

Suriye’de Kürt Vatandaşların Haklarını Tanıyan Kararnameye Ömer Çelik’ten Destek Mesajı
Tarih: 2026-01-19
Yazar: Ahmet Şemsi

Suriye'de devrik rejimin ardından merkezi otoritenin yeniden tesis edilmesi süreci hız kazanırken, Ankara'nın bölgedeki gelişmelere yönelik ilgisi sürüyor. Komşu ülkenin siyasi ve sosyal yapısında yaşanan köklü değişimler, Türkiye tarafından dikkatle takip ediliyor. Özellikle yeni anayasal düzenlemeler çerçevesinde atılan adımlar, bölge barışı ve istikrarı açısından kritik bir öneme sahip.

Suriye’de Kürt Vatandaşların Haklarını Tanıyan Kararnameye Ömer Çelik’ten Destek Mesajı

Baas Dönemi İnkar Politikalarının Sonu

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın 16 Ocak 2026 tarihinde imzaladığı kararnameye dikkat çekti. Çelik, Esad yönetimi tarafından yıllarca temel haklarından mahrum bırakılan Suriye Kürtlerinin, hukuki bir zeminde kazanımlar elde etmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Bu gelişme, bölgedeki kardeşlik hukukunun tesisi adına önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu kararnamenin, Baas rejimi döneminde uygulanan ret ve inkar politikalarının kesin olarak bittiğinin bir göstergesi olduğu vurgulandı. Çelik, atılan bu adımın Suriye'deki tüm etnik ve mezhebi gruplara yönelik kapsayıcı bir yaklaşımın habercisi olduğunu belirtti. Bu yeni dönem, ülkenin siyasi ve sosyal dokusunda pozitif bir dönüşümü işaret ediyor.

Kararnamenin Birinci Maddesindeki Tarihi İfadeler

Suriye Cumhurbaşkanı Şara tarafından yayımlanan kararnamenin birinci maddesi, ülkedeki toplumsal mutabakat açısından hayati önem taşıyor. Ömer Çelik'in de özellikle vurgu yaptığı maddede şu ifadeler yer alıyor: "Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve kültürel ve dilsel kimlikleri, çeşitli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır."

Bu madde ile birlikte, 1963 yılından 2024 yılına kadar süren Baas iktidarı boyunca uygulanan ayrımcı politikaların anayasal düzlemde ortadan kaldırılması hedefleniyor. Hatırlanacağı üzere 1962 yılından itibaren binlerce Kürt vatandaşın uyruğu reddedilmiş ve vatandaşlık hakları ellerinden alınmıştı. Yeni kararname, eğitimden kamu hizmetlerine kadar yaşanan kısıtlamaların son bulacağını müjdeliyor.

Ankara’nın Suriye Politikasındaki Tutarlılık

Ömer Çelik açıklamasında, Türkiye'nin Suriye konusundaki hassasiyetinin yeni olmadığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2003-2014 yılları arasındaki Başbakanlık döneminde, henüz iç savaş ve ağır insan hakları ihlalleri başlamadan önce Esad rejimiyle yapılan görüşmelerde bu konuyu sık sık gündeme getirdiği belirtildi. Ankara yönetimi, o dönemde de Suriye'deki Kürtlerin haklarının tanınması gerektiğini ısrarla savunmuştu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, bugün gelinen noktanın tesadüfi olmadığını vurguladı. Duran, sahadaki gelişmelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği ilkelerin ve uyarıların bir yansıması olduğunu ifade etti. Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğine verdiği önem, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ahmed Şara arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde de teyit edildi.

Suriye’de Kürt Vatandaşların Haklarını Tanıyan Kararnameye Ömer Çelik’ten Destek Mesajı

Şam Yönetimi ve SDG Arasındaki Entegrasyon Süreci

Bölgedeki siyasi gelişmelerin yanı sıra askeri ve idari alanda da önemli anlaşmalar hayata geçiriliyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında 17-18 Ocak 2026 tarihlerinde "Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması" imzalandı. Bu mutabakat, IŞİD tehdidi ve 6 Ocak 2026'da başlayan askeri operasyonların ardından şekillendi.

Anlaşma kapsamında Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin kontrolü tamamen Suriye hükümetine devrediliyor. Ayrıca petrol ve doğal gaz sahalarının yönetimi ile Haseke Valiliği'ne atanacak valinin belirlenmesi yetkisi de merkezi hükümete geçiyor. Anlaşmanın 11. maddesi ise Kürt halkının kültürel haklarının tanınmasını ve mülkiyet sorunlarının çözümünü öngörüyor.

Terörsüz Bölge Vizyonu ve Üniter Yapı Vurgusu

Ömer Çelik, açıklamasında Türkiye'nin "terörsüz bölge" hedefine de geniş yer ayırdı. Suriye yönetiminin Aralık 2024'teki rejim değişikliğinin ardından karşılaştığı en büyük zorluğun terör örgütlerinin faaliyetleri olduğu belirtildi. Çelik, DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz sürmesi gerektiğini vurgularken, SDG'nin bazı odaklar tarafından yönlendirilen siyasi hedeflerinin tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.

SDG'nin 10 Mart 2025 tarihli ilk entegrasyon mutabakatına uymadığına işaret eden Çelik, "devlet içinde devlet" veya "ordu içinde ordu" yapılanmalarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bir ülkede iki ordunun varlığının iç savaşa zemin hazırlayacağını ifade eden sözcü, Suriye'nin "tek devlet, tek ordu" ilkesine bağlı kalmasının önemini vurguladı.

Askeri Operasyonlar ve Siyasi Yansımalar

Suriye ordusunun 6 Ocak'tan itibaren Halep'ten Fırat'ın doğusuna kadar ilerlemesi, sahadaki dengeleri değiştirdi. Bu operasyonlar neticesinde SDG, gelir kaynaklarının yüzde 70'inden fazlasını kaybederek petrol sahalarını ve sınır kapılarını merkezi hükümete devretmeyi taahhüt etti. Bu durum, örgütün bölgedeki hakimiyet alanını önemli ölçüde daralttı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de süreci değerlendirerek, Kürtçenin seçmeli ders olması ve Nevruz'un resmi tatil ilan edilmesini olumlu adımlar olarak niteledi. Bahçeli, Suriye'nin yeni yapılanmasında Türkmenler gibi diğer etnik grupların da benzer haklara sahip olması gerektiğinin altını çizdi.