Beyaz Saray Resmen Duyurdu: Gazze İçin Kurulan 'Barış Kurulu'nda Türkiye Kilit Rol Üstlendi
Beyaz Saray, iki yıldır süren çatışmaların ardından Gazze'nin yeniden inşası ve yönetimi için oluşturulan uluslararası mekanizmayı resmen ilan etti. ABD Başkanı Donald Trump öncülüğünde kurulan ve bölgenin geleceğini şekillendirecek olan "Gazze Barış Kurulu"nun karar alma mekanizmasında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer alarak Ankara'nın süreçteki stratejik konumunu tescilledi.
Washington yönetimi tarafından 16 Ocak 2026 tarihinde yapılan açıklamayla, Gazze’deki savaş sonrası düzenin yol haritası netleşti. Bölgenin insani yardımlardan arındırılmasına kadar pek çok kritik görevi üstlenecek olan bu yeni yapı, uluslararası ve bölgesel güçleri bir araya getiriyor. Türkiye'nin bu masada Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil edilmesi ise Ankara’nın sahadaki ağırlığını ve çözüm sürecindeki vazgeçilmez rolünü bir kez daha ortaya koyuyor.
Üç Katmanlı Yönetim Yapısı ve İsimler
Beyaz Saray tarafından kamuoyuyla paylaşılan organizasyon şeması, üç farklı yetki katmanından oluşan kapsamlı bir idari sistemi işaret etmektedir. Piramidin en tepesinde, ABD Başkanı Trump'ın başkanlığını üstlendiği "Kurucu Yürütme Kurulu" bulunmaktadır. Bu üst düzey kurulda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın damadı Jared Kushner, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Marc Rowan, Ajay Banga ve Robert Gabriel gibi küresel siyasetin ve diplomasinin tanınmış simaları görev alacaktır.
Operasyonel süreçlerin yönetileceği ikinci katman olan "Gazze Yürütme Kurulu"nda ise bölgesel güç dengeleri gözetilmiştir. Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yer aldığı bu kurulda; Katar'ı temsilen Ali Al-Thawadi, Mısır İstihbarat Şefi Hassan Rashad ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden Reem Al-Hashimy bulunmaktadır. Sahadaki günlük yönetimden sorumlu üçüncü katman olan "Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi" (NCAG) ise Dr. Ali Şaat başkanlığındaki 15 Filistinli teknokrat ve uzmandan oluşmakta olup, temel hizmetlerin yeniden tesisiyle görevlendirilmiştir.
Trump'ın 20 Maddelik Planı ve Yeniden İnşa Süreci
Oluşturulan bu yeni idari mekanizma, Donald Trump'ın Gazze krizini sonlandırmayı hedefleyen 20 maddelik kapsamlı planının ikinci aşamasını teşkil etmektedir. Ateşkes ve rehine takasının ardından devreye giren bu evre; İsrail ordusunun belirli bölgelerden çekilmesi, Filistinli grupların silahsızlandırılması ve sivil yönetimin teknokratlara devredilmesi gibi altı kritik başlıktan oluşmaktadır.
Bölgenin fiziksel rehabilitasyonu ise sürecin en zorlu ayağını oluşturmaktadır. Altyapısının yüzde 90'ı tahrip olan Gazze'de, yaklaşık 68 milyon tonluk enkazın temizlenmesi ve kentin yeniden imarı için yedi yıllık bir takvim öngörülmektedir. Bu devasa proje, konutların inşasından temel hizmetlerin yeniden tesisine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Ankara'nın Stratejik Konumu ve Bakan Fidan'ın Mesajları
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yürütme kurulundaki varlığı, Türkiye'nin barış sürecindeki belirleyici rolünü teyit etmektedir. Beyaz Saray yönetimi, özellikle bölgenin askerden arındırılması ve Hamas ile yürütülen diplomasi trafiğinde Türkiye, Mısır ve Katar üçlüsünün desteğine büyük önem atfetmektedir. Ankara, sürecin başından itibaren Filistinli teknokratlardan oluşan sivil bir yönetimin işbaşına gelmesini desteklemiştir.
Bakan Fidan, önceliğin Gazze idaresinin teknokratik bir yapıya devredilmesi olduğunu belirtmiştir. Bölgedeki insani dramın boyutlarına dikkat çeken Fidan, "Filistinlilerin soğuk ortamlarda, ilaçsız ve gıdasız kalmasının vicdanı yaraladığı" ifadelerini kullanarak acil yardım çağrısında bulunmuştur. Türkiye, Mısır ve Katar ile eşgüdüm içerisinde NCAG'ın kuruluşunu memnuniyetle karşıladığını duyurmuştur.
Sahadaki Güvenlik ve Koordinasyon Atamaları
Barış Kurulu ile yerel yönetim arasındaki köprüyü kurmak üzere eski BM temsilcisi Nickolay Mladenov "Gazze Yüksek Temsilcisi" olarak atanmıştır. Mladenov, planın sahada uygulanmasını denetleyecek ve sivil kanat ile güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonu sağlayacaktır.
Güvenlik boyutunda ise ABD Merkez Komutanlığı'ndan Tuğgeneral Jasper Jeffers, Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) komutasını üstlenmiştir. Daha önce İsrail-Hizbullah ateşkes sürecinde de görev alan Jeffers; silahsızlandırma, güvenlik operasyonları ve insani yardım koridorlarının güvenliğinden sorumlu olacaktır.
Süreci Bekleyen Riskler ve Belirsizlikler
Kurulan diplomatik çatıya rağmen sahada ciddi uygulama zorlukları bulunmaktadır. En büyük belirsizlik, Hamas'ın silahsızlandırılması noktasında yaşanmaktadır. Trump yönetimi örgütün silahları teslim edeceğini savunsa da, İsrail makamları bu konuda temkinli yaklaşmakta ve askeri altyapının tamamen imha edilmesi konusunda ısrarcı davranmaktadır.
Yeniden inşa için gereken 50 milyar doları aşkın fonun bulunması ve inşaat malzemelerinin girişinde İsrail kaynaklı kısıtlamalar da süreci yavaşlatma riski taşımaktadır. Ayrıca Uluslararası İstikrar Gücü için asker katkısı sağlayacak ülkeler konusundaki belirsizlikler sürmekte olup, Azerbaycan gibi bazı ülkelerin katılım sağlamayacağını açıklaması güvenlik planlamasında soru işaretleri yaratmaktadır.