Atlas Çağlayan Cinayeti Sonrası Çocuk Çeteleri ve Cezasızlık Tartışması Büyüyor

İstanbul Güngören'de "yan baktın" bahanesiyle çıkan kavgada 15 yaşındaki bir çocuğun 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ı hayattan koparması ve sonrasında ailenin tehdit edilmesi, Türkiye'de suça sürüklenen çocuklar ile cezasızlık algısını yeniden gündeme taşıdı.

Atlas Çağlayan Cinayeti Sonrası Çocuk Çeteleri ve Cezasızlık Tartışması Büyüyor
Tarih: 2026-01-18
Yazar: Ahmet Şemsi

Türkiye'de son dönemde artış gösteren akran şiddeti ve çocuk suçluluğu, İstanbul Güngören'de yaşanan trajik bir olayla bir kez daha kamuoyunun dikkatini çekti. 14 Ocak tarihinde meydana gelen olayda, henüz lise çağındaki bir gencin basit bir tartışma sonucu öldürülmesi, sadece adli bir vaka olmaktan çıkarak toplumsal bir infiale dönüştü. Atlas Çağlayan'ın yaşamını yitirmesi, yasal boşluklar, ceza indirimleri ve caydırıcılık konularında derinleşen krizin en somut örneği olarak kayıtlara geçti.

Atlas Çağlayan Cinayeti Sonrası Çocuk Çeteleri ve Cezasızlık Tartışması Büyüyor

Güngören'deki Kanlı Gecenin Detayları ve Zanlının İfadesi

Olay, 14 Ocak akşamı saat 20:20 sularında Mehmet Nesih Özmen Mahallesi Emek Sokak'ta bulunan bir kafenin önünde gerçekleşti. Birbirini tanımayan iki genç grubu arasında başlayan sözlü tartışma, 15 yaşındaki E.Ç.'nin yanında taşıdığı sustalı bıçağı kullanmasıyla cinayete dönüştü. Ağır yaralanan Atlas Çağlayan, kaldırıldığı Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Polis ekipleri tarafından suç aletiyle birlikte yakalanan ve tutuklanan zanlı E.Ç., savcılıkta verdiği ifadesinde olayın gelişimini şu sözlerle anlattı: "Ben olay tarihinde arkadaşlarımla birlikte Güngören'de bulunan bir kafeye gittim. Ben arkadaşlarımla birlikte kafeden çıkıp kafenin önünde olduğum sırada kafeden çıkan başka bir grup içinde bulunan Atlas Çağlayan bana 'ne bakıyorsun' diyerek küfretti. Üzerime geldi. Ben de bunun üzerine üzerimde bulunan bıçağı çıkartarak salladım. Karnına bir kez bıçağı vurdum."

Acılı Aileye Yönelik Kan Donduran Tehdit Mesajları

Cinayetin hemen ardından Çağlayan ailesinin yaşadığı travma, gelen tehdit mesajlarıyla daha da ağırlaştı. Atlas'ın hayatını kaybetmesi sonrasında aile üyelerine gizli numaralardan ulaşan kimliği belirsiz kişiler, "Oğlun Atlas'ı öldürdük, sıra sende. Seni de oğlunun yanına gömeceğiz" şeklinde mesajlar gönderdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bu tehditler üzerine resen soruşturma başlatarak dört şüpheliyi gözaltına aldı. Anne Gülhan Ünlü, tehditlere boyun eğmeyeceğini belirterek, oğlunun katillerinin en ağır cezayı alması için hukuk mücadelesini sürdüreceğini ve müebbet hapis cezası talep ettiğini kamuoyuyla paylaştı.

İkinci Minguzzi Vakası Olarak Anılan Olayda Aile Dayanışması

Atlas Çağlayan cinayeti, işleniş biçimi ve faillerin yaşı itibarıyla Kasım 2024'te öldürülen Mattia Ahmet Minguzzi olayına benzetildi. Kamuoyunda "İkinci Minguzzi vakası" olarak nitelendirilen bu olay sonrası, Mattia'nın annesi Yasemin Minguzzi, kutsal topraklardan acılı anneye destek mesajı gönderdi.

Atlas Çağlayan Cinayeti Sonrası Çocuk Çeteleri ve Cezasızlık Tartışması Büyüyor

Mekke'de umre ziyaretinde bulunan Yasemin Minguzzi, Gülhan Çağlayan'a ilettiği mesajda şu ifadelere yer verdi: "İlk aklıma siz geldiniz. Benim de ciğerim yandı sizinle. Şimdi başıma geldi." Yasemin Minguzzi ayrıca, Suça Sürüklenen Çocuk Komisyonu'nun kurulmasına öncülük ettiklerini belirterek, Ahmet'in davasına yansımayacak olsa bile gelecekteki olayları önlemek için mücadele ettiklerini vurguladı: "Bize bir söz verildi, Suça Sürüklenen Çocuk Komisyonu kurulmasına vesile olduk."

Uzmanlardan Cezasızlık Algısı ve Artan Şiddet Uyarısı

Gazeteci ve uzmanların analizleri, çocuk yaşta işlenen suçlarda "cezasızlık algısının" belirleyici bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Patronlar Dünyası yazarı Feramuz Erdin, bu tür suçları işleyen çocukların pişmanlık duymak yerine, kendilerine örnek aldıkları diğer suçluların cezasızlık deneyimlerinden cesaret alarak "nam yapma" peşinde koştuklarını belirtti.

İstatistikler de tablonun vahametini gözler önüne sermektedir. Diken.com.tr verilerine göre son 10 yılda suça karışan çocuk sayısı iki katına çıkarak 202 bine ulaştı. CISST verilerine göre ise Türkiye'de tutuklu çocuk sayısı Fransa'dakinin yaklaşık altı katı seviyesindedir. Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tuna Kuyucu durumu şöyle özetledi: "Gençler arasındaki şiddetin keskin artışı ve ortaya çıkan çeteler, uzun vadede ülkeyi Brezilya ve Meksika'ya benzer bir duruma sokabilecek ciddi bir sorun."

Yasal Düzenlemeler ve Siyasetin Gündemindeki Soru Önergeleri

Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesi 15-18 yaş grubuna yönelik ceza indirimleri öngörürken, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu rehabilitasyonu esas almaktadır. Ancak yaşanan olaylar, bu düzenlemelerin caydırıcılığının sorgulanmasına neden oldu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, konuyu meclis gündemine taşıyarak yoksulluk, dışlanmışlık ve dijital medyanın etkisine dikkat çekti.

Tanrıkulu verdiği soru önergesinde şu değerlendirmeyi yaptı: "Çocukların şiddete yönelmesinde yoksulluk, dışlanmışlık, denetimsizlik, sosyal çevre, aile içi sorunlar ve dijital medyada şiddeti olağanlaştıran içeriklerin etkisi göz ardı edilemez. Bu olayda kaybettiğimiz Atlas da, suça sürüklenen diğer çocuk da, aslında korunması gereken, yaşam hakkı güvence altına alınması gereken bireylerdir."

TBMM bünyesinde kurulan Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu ise çalışmalarına devam etmektedir. Komisyonun, cezaları ağırlaştıran düzenlemeleri yargı paketinden ayırarak kendi raporu doğrultusunda incelediği ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın sunumlarını değerlendireceği belirtildi.