Raul Castro Hakkında 4 Amerikalının Ölümü Nedeniyle Dava Açıldı
ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche, 1996'da Küba savaş uçaklarının düşürdüğü iki sivil uçakta hayatını kaybeden 4 Amerikalı vatandaşın ölümüyle bağlantılı olarak eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro hakkında dava açıldığını duyurdu.
ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche, Miami'deki Freedom Tower'da Küba asıllı göçmenlere hitap ederek Raul Castro hakkında açılan davayı duyurdu. 1959'daki Küba Devrimi'nin ardından adadan Florida'ya kaçan Kübalılara ev sahipliği yapan tarihi binada konuşan Blanche, Castro'ya yöneltilen suçlamaları açıkladıktan sonra ayakta alkışlandı. "Yaklaşık 70 yıl sonra ilk kez, Küba rejiminin üst düzey liderliği, Amerikan vatandaşlarının ölümüne yol açan şiddet eylemleri nedeniyle bu ülkede, Amerika Birleşik Devletleri'nde suçlanıyor" dedi.
Blanche, Başkan Trump'ın kararlılığını vurgulayarak şunları söyledi: "Başkan Trump, çok basit ama önemli bir ilkeyi yeniden tesis etmeye kararlı: Amerikalıları öldürürseniz, kim olursanız olun, hangi unvanı taşırsanız taşıyın ve bu durumda olduğu gibi üzerinden ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, peşinize düşeceğiz."
Brothers to the Rescue Kimdi?
Miami merkezli Brothers to the Rescue, özellikle 90'larda Küba'yı sallarla terk etmeye çalışan binlerce Kübalıyı aramak ve kurtarmak için küçük Cessna uçaklarıyla uçuşlar yaparak adını duyurdu. Grup küçük uçaklardan malzeme bırakıyor ve aynı zamanda adadan kaçan Kübalıların yerini tespit edebilmeleri için ABD Sahil Güvenliği'ne ihbarda bulunuyordu. Brothers to the Rescue, Küba'ya havadan devrim karşıtı bildirilerin yer aldığı broşürler ve propaganda materyalleri de yağdırıyordu. Küba, grubu "terör grubu" olarak nitelendiriyor.
24 Şubat 1996'da Yaşanan Trajedi
90'ların başında yaklaşık 125 bin Kübalı ABD'ye kaçmak üzere yollara düşerken dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, bu ciddi insani tehlikelere neden olan dalganın önünü kesmek için göçmenlik yasasını ve göç kurallarını değiştirdi. Örgüt ise bu yeni süreçte Küba hava sahasına uçmaya ve Havana yönetimini zorlamaya devam ediyordu.
24 Şubat 1996'da Brothers to the Rescue üyelerini taşıyan üç uçak, Havana'nın biraz kuzeyinde ve Küba'nın kritik önemde gördüğü 24'üncü paralelin yakınındaki bölgeye girdi. Küba'ya ait savaş uçakları, sürgündeki muhaliflere ait silahsız 2 sivil Cessna uçağını düşürdü ve uçaktaki 4 kişi hayatını kaybetti. Bir örgüt liderini taşıyan üçüncü uçak ise kıl payı kurtulmayı başardı.
Kıtalararası İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan bir rapora göre, Cessna pilotlarına hava kuvvetleri jetleri tarafından gökyüzünde vurulmadan önce hiçbir uyarı yapılmadı. Raporlar düşürülen ilk uçağın Küba hava sahasının 9 deniz mili dışında, ikinci uçağın ise 10 deniz mili dışında vurulduğunu gösteriyordu. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ise Küba'nın Mayıs 1994'te başlayarak çok kez ABD yetkililerini hava sahasını rahatsız eden uçaklar hakkında ikaz ettiğini aktardı.
Uluslararası Tepkiler ve Castro'nun Rolü
BM İnsan Hakları Komisyonu, insan hakları ihlali olarak nitelediği olaydan sonra Küba'yı kınarken BM Güvenlik Konseyi de Küba'yı kınadı. ABD cephesinde özellikle Kübalı göçmenlerin lobisi Raul Castro'nun, uçaklara ateş açılması emrini bizzat verdiğini iddia ediyor. Kurbanların yakınları ve özellikle Florida'da oldukça etkili bir siyaset yürüten Küba diasporası Castro'nun yargılanması için yıllardır baskı yapıyor.
Blanche, "Onlar silahsız sivillerdi ve Florida Boğazı'nda zulümden kaçan insanları kurtarmak ve korumak için insani yardım amacıyla uçuyorlardı. Bugün mesajım açık: ABD ve Başkan Trump vatandaşlarını unutmaz ve unutmayacak" dedi. Castro, 1996'da yaşanan bu olay esnasında Küba'nın savunma bakanıydı.
Castro'nun Siyasi Geçmişi
Eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro, 2006'da görevi rahatsızlığı bulunan ağabeyi Fidel Castro'dan devralmış, 2018 yılında güvendiği isim Miguel Díaz-Canel'e devretmişti. 2021'de Küba Komünist Partisi liderliğinden emekli olan Castro'nun perde arkasında gücü elinde tuttuğu düşünülüyor.
Şubat ayında Axios'ta çıkan bir özel haberde Küba asıllı ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Castro'nun torunu Raúl Guillermo Rodríguez Castro'yla gizli bir görüşme gerçekleştirdiği aktarılmıştı. Özellikle Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD özel kuvvetlerince tutuklanmasından sonra Küba akaryakıt merkezli ciddi bir enerji krizine girmişti.
Davanın Stratejik Boyutu
ABD Başkanı Trump'ın "Venezuela ve İran'dan sonraki hedefi" olarak ifade edilen Küba'ya dair planının mümkün olduğunca iktidarı ve Küba halkını ekonomik kıskaç altında adeta boğulma noktasına getirip "pes ettirmek" olduğu kulislerde aktarılıyor. Rubio'nun görüşmesinin de bu çerçevede bir pazarlık olduğu düşünülürken uzmanlar tarafından habere konu dava ile Raul Castro üzerinde yeni bir baskı kurmak istendiği dile getiriliyor.
Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı bünyesinde görev yapan ve özellikle ulusal güvenlik ile Kübalılarla ilişkili davalar üzerinde çalışan eski savcı ve hukukçu Lindsey Lazopoulos Friedman şu yorumda bulundu: "Olayın sembolik doğası kesinlikle çok önemli. Raul Castro muhtemelen Küba'da kalıp orada ölecek olsa bile, bu iddianame bir baskı noktası ve taktiksel bir avantaj olarak kullanılacaktır, rejim karşıtı mahkumların serbest bırakılması veya örneğin Rusya'yı bölgeden uzak tutmak gibi tavizler koparmak için işe yarayabilir."
Trump'tan Küba'ya Mesajlar
Başkan Trump, Ocak ayında Venezuela'da gerçekleştirdikleri askeri operasyondan bu yana Küba'ya askeri harekât tehdidinde bulunuyor. ABD ablukası, adanın genelinde ciddi elektrik kesintilerine, gıda kıtlığına ve ekonomik çöküntüye yol açtı. Maduro'nun tutuklanmasından bu yana, ABD Başkanı, iki ülke arasındaki müzakereler devam ederken Küba'da rejim değişikliği konusundaki söylemlerini de artırdı.
Trump, 21 Mayıs'ta Beyaz Saray'da düzenlediği bir etkinliğin ardından basın mensuplarına şu değerlendirmelerde bulundu: "Küba, başarısız bir ülke. Orada hiçbir şey yok, yiyecek yok, elektrik yok, paraları yok; biz de onlara destek olacağız. Onlara insani bir temelde yardım etmek istiyorum." ABD'de özellikle Florida'da çok sayıda Amerikalı Kübalının yaşadığını ve bu insanların kendisinden yardım istediğini aktaran Trump, Küba ile ilgili bir şeyler yapacaklarını ve belki de ABD'de yaşayan birçok Kübalının ülkesine dönebileceğini söyledi.
"Umarım burada kalırlar ama geri dönmek ve ülkelerine yatırım yapmak istiyorlar" diyen Trump, kendisinden önceki hiçbir başkanın Küba konusuna eğilmediğini ve bu konuda somut adımlar atacağı için "mutlu" olduğunu kaydetti. Halbuki Raul Castro, Küba'da liderliği Fidel Castro'dan devraldıktan hemen sonra 2015 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile tarihi bir yakınlaşma sürecine öncülük etmiş bu yakınlaşmaya daha sonra Donald Trump tarafından nokta koyulmuştu.
Rubio'dan Küba Halkına Çağrı
Aynı gün Dışişleri Bakanı Rubio, İspanyolca yaptığı bir paylaşımla Küba halkını ABD ile ilişkilerde yeni bir rota çizecek yeni bir liderlikle serbest piyasa ekonomisi talep etmeye çağırdı. Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernández de Cossío Domínguez ise X'te Rubio'yu eleştirerek, "Küba hakkında tekrar tekrar ve vicdansızca yalan söylüyor ve Küba halkına uyguladığı saldırganlığı haklı çıkarmaya çalışıyor" dedi.