Dilan Çiçek Deniz Anksiyeteyi Potansiyele Dönüştürdüğünü Anlattı
Dilan Çiçek Deniz, Numéro Türkiye'nin ilk sayısına konuştu; 7 yaşındaki sahne deneyiminden yapımcılığa, anksiyeteyi potansiyele dönüştürme felsefesine kadar sanatla kurduğu derin bağı içtenlikle anlattı.
Dilan Çiçek Deniz, uluslararası moda ve sanat dergisi Numéro'nun Türkiye edisyonunun ilk sayısında kapsamlı bir röportaj verdi.
Ünlü oyuncu, sanatla olan bağının çok erken yaşlarda başladığını anlattı. Sahneyle ilişkisinin 7 yaşında annesinin yönettiği "Sevgili Doktor" oyunuyla filizlendiğini söyleyen Dilan Çiçek Deniz, o günleri şöyle aktardı: "Bütün replikleri ezberlemiş, dekor kurulumuna yardım etmiş, her provaya ve temsile gitmiştim. O dünyanın büyüsü beni içine çekti. Motivasyon doğru kelime olmayabilir benim için. Daha çok bir içgüdüydü."
Dilan Çiçek Deniz: "Gecenin bir yarısı annemi uyandırırdım"
Küçük yaşlardan itibaren şiir yazan oyuncu, edebiyatla kurduğu ilişkiyi de samimiyetle paylaştı. "Şiir, edebiyat türleri içinde belki de en zoru. Sadece yazması değil, anlayanının az oluşu da onu zorlaştırıyor" diyen Dilan Çiçek Deniz, ilk okumada içinde bir şeylerin uyandığını, zamanla gecenin bir yarısı "şiirim geldi" diye annesini uyandırmaya başladığını söyledi. "Beraber kalkıp yazardık. Hayata daha dikkatle bakmayı öğretti bana" diye ekledi.
Boşluğa atlamak ve özgürlüğün baş dönmesi
Numéro İstanbul'un ilk sayısının "boşluğa atlamak" konseptine de değinen oyuncu, bu metaforu Kierkegaard'ın bir sözüyle harmanlayarak düşüncelerini aktardı: "Bir yerde okumuştum: Yükseklik korkumuz yokmuş, atlayabilme korkumuz varmış. Bunu okuduğumdan beri dünyaya daha farklı bakıyorum."
Yapısı itibarıyla anksiyeteye yatkın olduğunu açıkça kabul eden Dilan Çiçek Deniz, bunu bir zayıflık olarak değil potansiyel olarak gördüğünü vurguladı: "Kierkegaard'ın sözü gelir aklıma: 'Anksiyete, özgürlüğün baş dönmesidir.' O baş dönmesini bir zayıflık değil, potansiyel olarak görmeye çalışıyorum. Atlayabilme değil; başarabilme potansiyeli."
Yapımcılık deneyimi: "İşin omurgası olmak iyi geldi"
Geçen yıl "Dilan Hakkında Konuşmalıyız" filmiyle yapımcılığa adım atan sanatçı, kamera arkasında geçirdiği süreci olgunlaştırıcı bulduğunu söyledi. "Bir işin yüzü olmaktansa omurgası olmayı deneyimlemek bana çok iyi geldi. Yaratım sürecinden dağıtıma kadar işin başka bir tarafında olmak beni besledi" dedi.
Amadeus sahnesi: "Duygusal hafızam değişiyor"
"Amadeus" oyununda Constanze Weber rolünü üstlenen Dilan Çiçek Deniz, bir rolün yıllar içinde nasıl dönüştüğünü anlattı. "Metin aynı kalıyor ama ben aynı kalmıyorum. Duygusal hafızam değişiyor, yaşanmışlıklarım artıyor, dünyaya bakışım dönüşüyor. Dolayısıyla Constanze de aynı kalmıyor" diye konuştu.
Senaryo yazma hayali de kuran oyuncu, "Henüz bir senaryo yazmadım ama denemek istiyorum. Hikâye anlatma arzusu baki" diyerek röportajı noktaladı.