Demirören Medya Başkanı Dijital Platformlara Eşit Kural İstedi
Demirören Medya TV Grup Başkanı Yancı, yabancı dijital platformların toplumsal değerleri tehdit ettiğini ve reklam gelirlerinin yüzde 75'inin yurt dışına aktığını açıkladı; çocukların korumasız kaldığını vurgulayarak platformlara televizyonlarla eşit kural uygulanması çağrısında bulundu.
Demirören Medya TV Grup Başkanı Yancı, yabancı dijital platformların Türkiye'de neredeyse denetimsiz faaliyet gösterdiğini ve toplumsal değerleri tehdit ettiğini söyledi. Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat'ın kaleme aldığı "Yabancı Dijital İşgal ve Ana Akım Medyanın Önemi" başlıklı yazı için gerçekleştirilen röportajda Yancı, medya, milli güvenlik ve Türk dizilerine ilişkin çarpıcı değerlendirmeler paylaştı.
Yancı: "Burası sözün bittiği yer"
Yancı, yabancı dijital platformların Türkiye'de toplumsal değerlere kayıtsız kaldığını vurguladı. "Toplumun değerlerini neredeyse hiç umursamadıklarını görüyoruz. İçinde ensest olan yapımları bile yayınladıklarını gördük. Burası sözün bittiği yer." dedi. Sanal ağların yalanları algoritmalar aracılığıyla hızla yayıp trend haline getirdiğini de sözlerine ekledi.
Yancı'dan "Büyük Yalan" uyarısı: Televizyonların kıymetini bilelim
Yancı, sosyal medyanın toplum psikolojisi üzerindeki etkisini Goebbels'in propaganda teorisiyle ilişkilendirdi. "Hitler'in propaganda bakanı Joseph Goebbels'e atfedilen 'Büyük yalan' teorisi vardır. Bu teoriye göre bir yalanı yeterince sık tekrarlarsanız, doğru algısı oluşur. İşte sanal ağlar ve dijital platformlar bize tam olarak bunu yapıyor." diye konuştu. Toplumun psikolojisinin algoritmalarla manipüle edildiğini belirten Yancı, "Buna artık engel olmalıyız. Yoksa bizi biz yapan her şeyi kaybedeceğiz. Buradaki en önemli emniyet supabımız televizyonlar." dedi.
Provokasyonun önü ana akım medyayla kapanıyor
Kriz dönemlerinde dijital platformların bilgileri süzmeden dolaşıma soktuğunu belirten Yancı, bunun bir bölümünün kasıtlı olduğunu öne sürdü. "Bir kısmı bunu daha fazla beğenilmek ve takip edilmek için yapıyor. Ancak bir kısmı da 'Bunların çoğu yabancı istihbarat servislerinin ürünü' provokasyon amacı taşıyor." dedi. Geleneksel medya kuruluşlarının ise bilgiyi teyit ederek haberleştirdiğini ve bu sayede olası provokasyonların önüne geçildiğini vurguladı.
"Dijital işgal" tanımı: Medyayı kaybeden savaşı kaybeder
Yancı, yaşanan süreci "dijital işgal" olarak nitelendirdi ve tarihe atıfta bulundu. "İşgal her zaman iletişim ve medya alanıyla başlar. Bir ülkenin medya ve iletişim alanını ele geçirirseniz, bazen tek kurşun atmadan bile savaşı kazanabilirsiniz." diye konuştu. Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk icraatlarından birinin gazete çıkarmak olduğunu da hatırlatan Yancı, bunun medyanın stratejik önemini ne denli iyi kavradığının göstergesi olduğunu söyledi.
Dijital platformlar televizyonlarla aynı kurallara tabi olmalı
İngiltere'nin dijital yayın platformlarını geleneksel kanallarla benzer kurallara bağladığı düzenlemeye dikkat çeken Yancı, Türkiye'de de benzer bir adım atılması gerektiğini savundu. "Tüm sorumluluğu aileye yıkmak ortalığın Teksas'a dönmesine göz yummak olur. Maalesef çocuklarımız çok korumasız." dedi. Çocukların şiddet içerikli oyun platformlarının sohbet odalarında ciddi tehlikelerle karşı karşıya kaldığını belirterek "Bataklığı kurutmak gerekiyor." ifadesini kullandı.
Yancı: "Herkesin casusu cebinde, bu milli güvenlik sorunudur"
Cep telefonlarına ve bulut sistemlerine dikkat çeken Yancı, kişisel verilerin yabancı şirketlerin elinde toplandığını vurguladı. "Artık herkesin casusu cebinde. Bütün bilgiler, büyük devletlerin bulut sistemlerinde saklanıyor. Kendi rızamızla bu bilgileri yabancılara veriyoruz. Bu gerçekten bir milli güvenlik sorunu." dedi. X, Instagram, TikTok ve Netflix gibi platformların isim ve doğum tarihinin ötesinde kredi kartı bilgilerine, hatta banka limitlerini bile görebildiğine dikkat çekerek "Titreyip kendimize dönmemiz gerekiyor." diye uyardı.
Ana akım medya: Çok seslilik ve evrensel kurallar
Tam bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez koşullarından birinin dış baskıdan uzak, çok sesli bir medya olduğunu söyleyen Yancı, ana akım medyayı bu açıdan kritik bir güvence olarak tanımladı. "Ana akım medyada evrensel habercilik kuralları işler. Algoritmalarla yönlendirme yoktur. Çok seslilik vardır. Tecrübeli ve yıllarını bu işlere vermiş insanlar içerik üretir." dedi. Hataların olabileceğini kabul etmekle birlikte her şeyin kurallara bağlı olması sayesinde hızla düzeltilemeyeceğini de sözlerine ekledi.
Reklam pastasının yüzde 75'i yurt dışına akıyor
Yancı, 2024 yılında dijital platformların yaklaşık 200 milyar liralık reklam geliriyle pastanın yüzde 75'ini aldığını, televizyonlara ise yalnızca yüzde 15 düştüğünü açıkladı. Deloitte'un 45 bin hanede gerçekleştirdiği araştırmaya göre televizyonun Türkiye'de erişimi en yüksek mecra olmayı sürdürdüğünü hatırlatan Yancı, bu çelişkinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. "En ufak olay bahane edilerek televizyonlardan reklam kesiliyor. Bahanelerle kesilen reklamların denetimsiz platformlara akıtılmasının perde arkasını araştırmak lazım." dedi.
Türk dizileri: Dizi diplomasisinden stratejik ihracata
Türk dizilerinin dünya genelindeki başarısını "dizi diplomasisi" olarak tanımlayan Yancı, Kanal D'de yayınlanan Uzak Şehir'in ardından Mardin'e dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınının başladığını örnek gösterdi. "Bu diziler hem büyük bir ihracat geliri getiriyor hem de Türkiye'nin yumuşak gücü. Ne kadar çok dizi üretip ne kadar çok ihraç edersek o kadar büyük bir güce ulaşacağız." diye konuştu. İspanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinin dizi sektörünü stratejik bir alan olarak gördüğünü ve büyük teşvikler sağladığını belirten Yancı, Türkiye'nin de bu yönde stratejik bir yol haritası oluşturması gerektiğini söyledi.