ATATÜRK HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Atatürk 35'inde general 40'ında başkomutan 42'sinde cumhuriyeti ilan eden 46'sında Nutuk'u yazan 48'inde Türk alfabesini yürürlüğe koyan dehadır!

ATATÜRK HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

ATATÜRK HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
-
Osmanlı İmparatorluğu zamanında nüfus kayıtları düzenli olarak tutulmadığı için doğum günü kesin olarak belli olmadığını,

- İlerleyen zamanlarda ona doğum tarihi sorulduğu zaman ” Neden 19 mayıs 1881 olmasın” cevabını verdiğini,

Tüm yurt gezilerinde her türlü masrafı kendi cebinden ödediğini,

- Atatürk`ün dünyada "başöğretmen"sıfatlı tek lider olduğunu,

- Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersin matematik olduğunu, pozitif bilimlere ilgisinin hayatı boyunca sürdüğünü,

Bir geometri kitabı yazdığını,

- Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu,

- Norveç dilinde"Atatürk gibi olmak" diye bir deyim olduğunu.

Uyumadan 48 saat çalıştığını,

- 5000’e yakın kitap okuduğunu,

Savaşlarda cephelerde bile tarih kitabı okuduğunu,

Fenerbahçeli olmasına rağmen futbolla çok alakadar olmadığını,

-´´Atatürk´´ çiçeği´nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını,

Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina´daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçip, saygı duruşunda bulunduğunu,

Mimber´ adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini,
-Şoförüyle gece yarısı köşkten çıktığını ve kimseden korkmadan Halkın içinde zaman geçirdiğini,

- Kurtuluş Savaşı´nda rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üst teğmen Kara Fatma´nın 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu,

Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?´ diye sorulduğunda "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu,

- 1938´de, General McArthur´un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye;"Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal´i görmek için neler vermezdim" dediğini,

- 1938´de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir"denildiğini,

- "Atatürk" lafını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullandığını, Mustafa Kemal'in de çok beğenerek soyadı olarak aldığını ve kendisine "Ata" diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmadığını,

- Çankaya Köşkü’ndeyken en lüks yemeğinin kuru fasülye pilavdan öteye gitmediğini,
Tatlıyı sevmeyip, arada sadece gül reçeli yediğini,

- Devlet meselelerini tartışmaktan sofrada yemek yiyemediği zamanlar, gece yarısından sonra köşkün aşçısına yumurta pişirttiğini,

- İçeri girdiği zaman sofrada ayağa kalkan kişilere elle işaret ederek “oturunuz yemekten kalkılmaz” dediğini,

- En önemli misafirleri bile olsa çok fazla yemek çeşidi istemediğini; buna sebep olarak da “hem sıhhat, hem de iktisadi açıdan doğru değildir” dediğini,

- Cephede tek başına özel yemek değil erleriyle birlikte yemek yediğini,

- Yetimhaneleri ziyaretinde her bir çocuğun tabağından birer kaşık bulgur pilavı yediğini ve onlara doyuyor musunuz çocuklarım dediğini,

En büyük hayalinin ömrü yetseydi, dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek olduğunu,

Reşat Nuri Güntekin´in ünlü "Çalıkuşu" romanını hep yanında taşıdığını, her gün rast gele bir yerinden acıp, birkaç sayfa okuduğunu,

- Atlardan sonra en sevdiği hayvanın köpek olduğunu, köpeğine "Fox" adını verdiğini,

- Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini emrettiğini,

- Kuşları çok sevdiğini, Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliğinin olduğunu,

- En sevdiği dansin vals olduğunu,

- Müzik zevkinin çeşitlilik gösterdiğini, Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlediğini,

Gömleklerinin hepsinin beyaz olduğunu, yerli malı kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlunda bir terziye diktirildiği,

- Takım elbiselerinin tasarımlarının hep kendisinin çizdiği lacivert takım giymeyi sevmediğini,

- Boyu 1.74 ,hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46´ya kadar düştüğünü, 43 numara siyah rugan ayakkabı giydiğini,

- Özenli ve temiz bir Türkçe konuşmasına rağmen bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ettiğini,

- Hayatının çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geldiği, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşündüğünü ve bu durumdan üzüldüğünü,

- Sabah kahvaltılarıyla arasının hiç hoş olmadığını, yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturup, günün ilk kahvesini içtiğini, ve kendi kendine tıraş olmadığını,

- Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemediğini, düzen takıntısı olduğunu,

Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döndüğünü yada kesilmelerini engellediğini

- Yabancı dile meraklı olduğunu, Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca´yı sonraki yıllarda kendi kendine geliştirdiğini, zengin bir kelime bilgisine sahip olduğunu Fransızcayı çok iyi, Almancayı biraz bildiğini,

- Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliğinin savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşması olduğunu,

- Sportmen kişiliği olduğunu, her gün at bindiğini, yüzmeye gittiğini ve bilardo oynadığını,

1937'yi 1938'e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirdiğini ve o gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye ettiğini,

- Güreş’i çok sevdiğini, zaman zaman köşke pehlivanları çağırarak güreştirip, para yardımları yaptığını,

- Kimsenin kıyafetine karışmadığını,köşkte çarşafıyla gezenlere bir şey demediğini,

- Kuran okununca çok duygulanıp ağladığını,

- Hazreti Muhammed’i en büyük komutan olarak gördüğünü dile getirdiğini,


Biliyor muydunuz?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Sayfaya Dön